Bumerang - Yazarkafe
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2014 Cuma

İMZA:BEN

Önce İMZA:KIZIN adlı kitap çıktı.Ben nedense bu kitapta babalara yazılan mektupların arasına babama yazmak isteyip te yazamadığım ya da bir türlü yazmaya cesaret bulamadığım satırları mektup olarak gönderemedim.Doğal olarak tren kaçmış ben de öylece bakıp kalmıştım.

Ardından İMZA:KARIN kitabı girdi devreye ve bu defa bir cesaret eşime mektup yazdım ve gönderdim.Mektubum editörler tarafından yayınlamaya değer bulunmuş ve böylelikle kitapta yerini almıştı.Kitap ilk çıktığında günlerce Antalya'da ne kadar D&R mağazası varsa hepsini aşındırmış ve en sonunda da kavuşmuştum.O kitabı elime aldığım an ki heyecanımı da burada yazmıştım.

Şimdi sırada İMZA:BEN var.Mektuplarımızı aylar önce gönderdik ama basılması ancak bu zamana kaldı.Geçen gün yine bir heyecan D&R 'ın yolunu tuttum ve kitabı elime alıp sayfalarını karıştırıp kendi yazdığım mektubu buldum ve okumaya başladım oracıkta.Sanki ilk defa okuyormuş gibiydim.İtiraf ediyorum bu defa daha çok keyif aldım bu işten :)
Bu kitapta tam 154 kadının mektubu var.Kızgınlıkları, kırgınlıkları, sevgileri, sevinçleri, üzüntüleri ve daha pek çok duygu var bu kitabın yaprakları arasında.
KOLEKTİF KADIN MEKTUPLARI SERİSİ NOKTAYI KOYUYOR:
“İMZA: BEN”
Kadınlara son bir söz söyleme fırsatı sunulursa…
Babalara yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Kızın”la başlayan serüven, geçen sene bu zamanlar kocalara, eski eşlere, hayali prenslere yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Karın” ile devam etmişti. Seri, kadınların “İmza Ben” diyerek imzaladıkları ve “son bir söz” söylemek istedikleri kişilere yazdıkları mektuplarla sona eriyor. Canan Tan, Cemre Birand, Çiçek Dilligil, Derya Baykal, Ece Vahapoğlu, Esra Harmanda, Nazlıcan Özkan, Sevinç Erbulak, Şafak Pavey, Yonca Tokbaş  gibi 154 kadının geçmişleriyle, gelecekleriyle, kendileriyle, sevdikleriyle, sevmedikleriyle hesaplaştıkları mektupların  bir araya gelmesiyle ortaya çıkan “İmza: Ben”, kitapseverler ile buluşuyor.
Kitapta mektuplarına yer verilen kadınlar, serinin ilk kitabı “İmza: Kızın” derken hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına mektuplar yazmışlardı. Yanlarında olan, olmayan veya bir kez dahi göremedikleri babalarına. Kimi teşekkür etti, kimi kırgınca “Sana ihtiyacım vardı. Neredeydin?”dedi. Kimi erkenden göçüp gidenlerin arkasından gözyaşı dökerken, bir baba gölgesi bile hissetmeyenler “Kulağıma küpe olacak bir sözünüz bile gelmiyor” diye hesap sordu. 
Sonra kız çocukları büyüdü, hayatın içinde kadın olarak durmayı öğrendi. Bu sefer “İmza: Karın”’da sözümüz “o adama”ydı. “Ruh eşim” deyip aşkla dolu olandan “Mezarına gelip bu mektubu okuyacağım” deyip nefretini kusana kadar geniş bir yelpazede mektuplar yazıldı. 
154 kadın, noktayı İmza: Ben diye imzalayarak koyuyorlar. Kime, ne diyecekleri varsa onu diyerek. İmza : Ben’de sevgi bulacaksınız. İmza : Ben’de öfke bulacaksınız. İmza: Ben’de şükür, azim, korku bulacaksınız. İmza: Ben’de hayatın ta kendisini bulacaksınız.
Yazarlarının en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri, serinin diğer iki kitabı gibi yine çok güzel bir amaca hizmet için ayrılıyor.  “İmza: Ben” kitabının telif geliri, görmeyenlerin dünyasında da minik de olsa bir ışık yakabilmek hedefiyle, bu yıl 10. Yılını kutlayan Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’na (TÜRGÖK) bağışlanıyor. Kitabın ayrıca sesli kitap versiyonu da görme engelliler için TÜRGÖK tarafından oluşturuldu.
Yaşama bir kez daha kadın gözünden bakmak, yüreğinden geçenleri anlamak isterseniz “İmza: Ben” size eşsiz bir fırsat sunuyor.



TÜRGÖK HAKKINDA
Görme özürlülerin eğitimleri ile kültürel gelişimlerine ücretsiz hizmet eden, Türkiye’nin ilk ve tek görme özürlüler kitaplığı TÜRGÖK( Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı); yurdumuzda yaşayan görme özürlüler ile yurt dışında yaşayıp da Türkçe bilen görme özürlülerin, yazılı kaynaklara erişimini sağlamak üzere 2004 yılında İzmir’de faaliyete geçmiştir. Görmeyen kişilerin Türkçe okuryazarlık oranını arttırmak, eğitim ve kültürlerine katkıda bulabilmek ve bu amaçla yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla Av. Gültekin Yazgan tarafından kurulan TÜRGÖK, 5000’i aşkın görmeyen üyeye hizmet vermektedir. Kitaplık hizmeti alan  görmeyenler bu vasıta ile kendi kitaplıklarını da  oluşturmaktadır.
Üyelerine sesli ve kabartma (Braille) baskılı roman, ders kitabı, ÖSS, KPSS, SBS, açıköğretim  (lise, ilköğretim) soru bankaları ve sınav testleri  hazırlamaktadır. Ayrıca aylık yayın organları olan; ilköğretim 1. kademe öğrencileri için “Yavru Balarısı” (Braille Kabartma)dergisi 2. kademe öğrencileri için “Balarısı” (Braille Kabartma) dergisi, lise öğrencileri ve yetişkinler için de sesli MP3 formatında “Arkadaş” dergisi hazırlanarak ücretsiz olarak kargo ile adreslerine gönderilmektedir.
Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı, Türkiye’nin her yerine, ayrıca İngiltere, Hollanda, Kıbrıs, Amerika,Almanya’ya ücretsiz ve geri iadesiz hizmet vermektedir. 
Tüm bu hizmetler, sayıları 500’ü aşan gönüllü destekçi ve bizlere kuruluşundan itibaren destek olan sponsorlar sayesinde üretilmektedir. www.turgok.org 
EDİTÖRE NOT: 
BANU ÖZKAN TOZLUYURT 39 yaşında, yönetim danışmanı. BT Danışmanlık adlı şirketin sahibi. Yönetim, iletişim, kişisel gelişim konularında eğitimler verip danışmanlık yapıyor. Yaşam koçluğu sertifikası sahibi yönetici/kişisel koçluk yapmakta. Yazmayı, okumayı çok seviyor. Hayat Çocukla Güzel, İmza Kızın, İmza Karın adlı yayınlanmış kitapları mevcut. Gezi, kişisel gelişim, gündeme ait yazılarını www.banunundunyasi.com da okurlarıyla paylaşıyor.(www.banunundunyasi.com)
ESRA AYLİN AKALIN 39 yaşında, Zürafa isminde bir anaokulunun kurucu ortağı. Aynı zamanda Okus Pokus adlı freelance metin yazarlığı şirketinde, web siteleri, bloglar, dergiler, kataloglar.. aklınıza gelen her türlü mecra için metin içeriği sağlıyor. Yazmayı, okumayı, gülmeyi, çocukları çok seviyor. İmza: Kızın ile başlayan bu serüvenin fikir annelerinden.  www.kakarakikiri.wordpress.com blogunda mizah ağırlıklı  yazılarını okurlarıyla paylaşıyor. 
Ayrıntılı bilgi için:
Banu Özkan Tozluyurt
banuduru@gmail.com / banu@banutozluyurt.com 
0542.427.31.37

18 Şubat 2014 Salı

ŞAHİKA & FERAYE

En nihayet Sinan Akyüz'ün Şahika & Feraye adlı kitabını bitirebildim. Ben, kitapkolik arkadaşlar gibi hızlı gidemiyorum ne yazık ki :) Aklımın bir tarafını fotoğrafa kaptırmış olunca kitap okumak bazen uzun zaman alıyor. Hatta okuduğum sayfaları konuyu hatırlamak için dönüp tekrar okuduğum da oluyor yani.
Kitaba gelince; son üçte birlik kısmında roman içinde (sayfa 350'den sonra) roman okur gibi oldum. Hatta 441. sayfadan itibaren romanın başlangıcındaki karakterler neredeyse hiç yokmuş, sadece Feraye ve onun hayatı varmış gibiydi.
Romandaki hikaye uzayınca sonunu da iyi toparlayamamış gibi geldi bana.Bir şeyler eksik kalmış gibiydi. 
Feraye'nin kızını alıp oğlunu kocası Macit'e bırakarak kaçıp döndüğü memleketinde kızınla geçirdiği on yılın üzerine kocasından gelen tek mektup ve 350. sayfada kalan Gülfem'in Cemal'den olan kızı Ayşe'ye Cemal'in günlüğünden bir sayfayı okutmasıyla romanı sonlandırmış.
Halbuki romanın asıl karakterlerinden olan Şahika'nın son on yılda ne yaptığı kitabın sonunda yazmıyor.
Sinan Akyüz bu hikayeyi bence iki kitapta romanlaştırmalıydı. İlk kitap, Çakır Ağa'nın Ürdün'e gelin giden büyük kızını karısı ve küçük kızı ile ziyarete gitmeleriyle son bulmalıydı. İkinci kitapta ise kızlarının orada geçen hayatını anlatırken romanın sonunu daha iyi getirebilirdi.En azından Çakır Ağa ve karısının, Hacı Nine'nin küçük oğlu Hasan Ağa'nın son hallerini ayrıntılı yazıp romanı sonlandırırdı hiç değilse.
Benden kitap eleştirmeni olur mu bilmem ama kitap hakkındaki düşüncelerim bunlar.
------------------------------------------------------------
Dip Not:: Fotoğrafa bakıp kitabın yanında pasta, çay, çiçek ne alaka demeyin :) Bu kitap başka türlü bitmezdi benim için.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

İMZA:KARIN - YOL ARKADAŞIM'A

İmza:Karın Antalya'daki kitapçılara bugün ulaştı.Ben de sabredemeyip D&R 'dan aldım hemen.Hatta kitabı raftan elime alır almaz sayfaları çevirip kendi yazdığım mektubu oracıkta bir solukta okudum.İnsanın kendi yazdığı satırları bir kitabın yaprakları arasında görmek meğer ne güzel şeymiş.
Çektiğim fotoğraflardan birisini hikayesiyle birlikte fotoğraf dergisinin sayfaları arasında görünce de böyle heyecan yapmıştım.Benden başka birilerinin de okuyup görmesi insanın kendine güven duygusunu arttırıyor :)

5 Mayıs 2013 Pazar

İMZA:KARIN

İmza:Kızın adlı kitapta her yaştan, her kesimden kadın babalarına mektup yazmışlardı ama ben o fırsatı kaçırmıştım.
Bu defa olaya ben de dahil oldum ve eşime, yol arkadaşıma mektup yazdım.

Kadınlar, “İmza:Kızın” derken önce hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına mektuplar yazdılar. Yanlarında olan, olmayan veya bir kez dahi göremedikleri babalarına… Şimdi kız çocukları büyüdü, hayatın içinde kadın olarak durmayı öğrendi. Bu defa, hayatlarında öyle ya da böyle, iyi ya da kötü, kısa ya da uzun süreli izler bırakmış veya bırakacak olan erkeklere anlattılar yaşadıkları duyguları. Bir resmi imza olsun olmasın, kimi kocasına, kimi sevgilisine, kimi kaybettiği ruh eşine, kimi nefret ettiği “eski” eşine, onu terk eden sevgilisine, kimi de arayıp da hiç bulamadığı o erkeğe yazdı mektubunu.
Farklı sosyo-kültürel yapılardan, farklı yetiştirilme biçimlerinden, farklı duygusal temalardan gelen 100’ü aşkın kadının hayatlarında iz bırakmış, bırakan, bırakacak erkeklere yazdığı mektuplardan oluşan “İmza: Karın”, kadınların hayatı paylaştıkları erkeklerden neler beklediğini farklı yönlerden gün ışığına çıkaran bir kitap. Yaşı, mesleği, kocası kim olursa olsun, kadın her yerde kadın ve kadın olmanın özü ile kadınların beklentileri aslında birbirlerinden çok da farklı değil.
“İmza:Kızın” ekibinden Banu Özkan Tozluyurt’un yayına hazırladığı “İmza:Karın” Mayıs ayından itibaren kitapçıların raflarında yerini alıyor. Bazen kendinizi, bazen hayat arkadaşınızı bazen de çok yakından tanıdığınız kişilerin en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri de, çıkış noktası ile çok uyum sağlayan bir amaca hizmet için ayrılıyor: “İmza: Karın” kitabının telif geliri, kadınların huzurlu, mutlu ve kendilerini ifade edebilen bireyler olması için faaliyet gösteren Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu Derneği STET için bağışlanacak. 
Kadın gözünden yaşamın detaylarını, kadının kalbinden geçen aşkın 
izlerini yakalamak istiyorsanız, 

“İmza: Karın” size yüzlerce farklı pencere sunuyor. 

17 Ağustos 2012 Cuma

KİTAP KULELERİ

Euphoric Blog evde okunmayı bekleyen kitap kuleleri ile ilgili mim başlatmış.Sevgili Lalenin Bahçesi ve Leylak Dalı'nda görünce bende eksik kalmak istemedim.
Ve evde okumayı istediğim ama bir türlü konsantre olup henüz okuyamadığım kitap kulelerini paylaşmak istedim.Tek tek liste halinde yazmak isterdim ama üşendim doğrusu.Doğal olarak fotoğrafını kısa yoldan paylaşayım dedim :)

13 Ağustos 2012 Pazartesi

KİTAPLIK 2

Böyle bir kitaplık olsa evde nasıl olurdu acaba ?

Bir de kitap severler için Facebookta bir sayfa buldum.İlgilenen varsa bakabilir.

25 Mayıs 2012 Cuma

27 Şubat 2012 Pazartesi

GÖRÜŞMEYELİ ÇOK OLMUŞ:)

Görüşmeyeli uzun zaman olmuş yine :) 







Bu zaman zarfında Antalya'dan Tüyap Kitap Fuarı geldi geçti.Fuarla ilgili ayrıntılı yazan arkadaşlar olduğu için ben kısa geçeceğim.Açılış günü sevgili Leylak Dalı ve Hayat İzlerim bloglarının sahibi arkadaşlarla buluşup tanıştık, biraz oturup çay kahve içtik ve elbet muhabbet ettik.Hatta sevgili Lale Hanımın kulaklarını bolca çınlattık hep beraber :) 
Bu arada ben de boş durmadım ve kendime de okumak üzere dört kitap aldım.Umarım vakit bulup okuyabilirim...
Şimdilik bu kadar, yarına yeni bir paylaşımda bulunmak istiyorum ve hazırlık yapmam gerekiyor.Görüşürüz blogcanlar, ben gelene kadar kendinize iyi bakın :)

28 Temmuz 2011 Perşembe

PİRUZE

Uzunca bir zamandır kitap okumuyordum ama bu aralar annemin yanına sıkça gidiyorum ve iki gün kalıyorum.Bilgisayar ve net ortamından uzak kaldığım için orada boş vaktimi değerlendirmek amacıyla yanımda kitap götürüyorum.Bu defa yanımda Sinan Akyüz'ün PİRUZE adlı kitabı vardı.
İlk bakışta Betty Mahmudi'nin "Kızım Olmadan Asla" adlı kitabına benziyor.Betty Mahmudi'nin kitabında taraflardan biri Amerikalı diğeri İranlı idi.
Piruze'de ise bir taraf Türk, diğer taraf Suriyeli ve her iki tarafta müslüman.Sonuçta her iki kitapta da kadınlar hep eziyet ve cefa çekiyorlar ama sonunda bir şekilde kaçıp kurtuluyorlar.
Piruze; Türk diplomatının kızı ve babasının işi gereği dünyanın çeşitli ülkelerinde okumuş, İngilizceyi ana dili gibi konuşan, sarışın ve uzun boylu güzel bir kız.Tam üniversite çağındayken yine babasının vazifesi gereği Suriye'nin başkenti Şam'a gidiyorlar.Oranın zenginlerinden birinin yakışıklı oğluna kalbini kaptırıp babasının karşı gelmesine rağmen aşık olduğu adamla evleniyor.Kayınpederi ölene dek çok mutlu bir evlilik sürdürüyor.Kayınpederi öldükten sonra kayınvalidesinin yanına kocasının isteği doğrultusunda taşınıyorlar ve mutsuz günleri başlıyor.Kayınvalide bir taraftan, eşi bir taraftan sürekli eza ve cefa çektiriyorlar.Hatta kocasının kendisini aldatmasına bile çocuklarının uğruna göz yumuyor.Ne zaman kocası onu öldüresiye dövüp hastanelik ediyor, o zaman çocuklarını da alıp kaçma planları yapmaya başlıyor.Lâkin sadece kendisi kaçıp kurtulabiliyor.Yıllarca çocuklarına kavuşabilmek için uğraşıp didiniyor ama nafile.Taa ki hayatın kendisine hazırladığı bir tesadüf sonucu yirmi yıl sonra büyük oğluyla karşı karşıya geliyor ve hasret sona eriyor.
Kitabın sürükleyici ve insanı okurken yormayan bir yazım dili var.Başkalarını bilmem ama ben okurken keyif aldım.
-------------------------
Bu arada annem daha iyi bugünlerde, hepinize iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.

23 Haziran 2010 Çarşamba

KİTAP & KİTAP - 1


Fotoğrafa merak salınca uzun zamandır ihmal ettiğim, belki de unuttuğum kitap okuma aşkıma bu aralar Lale Hanım sayesinde tekrar geri dönüş yaptım.Elbette yine fotoğraf çekmeye devam edeceğim ama artık kitap sevdamı da bir kenara bırakmak istemiyorum.Yeniden başlarken beni fazla sıkmayacak eğlenceli bir kitapla yola çıkmak istedim ve tercihimi Ekin Atalar'ın Selindrella'sından yana kullandım.Hoş ve eğlenceli bir kitaptı.Gençler için eğitim döneminin ardından kafayı boşaltmak amacıyla okuyabilecekleri güzel bir tatil kitabı.

İkinci okuduğum kitap ise Alexandra Cavelius'un yazdığı ve Firuzan Gürbüz'ün Almanca'dan Türkçe'ye çevirdiği biyografi kitabıydı.Adı Leyla...Bosna'lı bir genç kızın Bosna'daki bir toplama kampında geçirdiği iki yılı ve binlerce kadının travma geçirmesine neden olan savaşın karanlık ve acımasız, baskıcı yüzünü anlatan bir kitap.Onun isyankâr öyküsü ve acıyla dolu dokunaklı kaderi...İnsanın içini acıtan gerçek hayattan bir hikâye...